• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Kütahya 11° PARÇALI BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

  • CANLI SONUÇLAR
  • İDDAA PROGRAMI

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

17 yaşındaki Merve’nin balkondan düşme anı kamerada 

BİNGÖL’de, balkonun camlarını silerken, dengesini kaybedip, 4’üncü kattan düşen Merve Ağırbaş (17) ağır yaralandı. Merve’nin düşme anı, cep telefonu kamerasına yansıdı. 

Olay, sabah saatlerinde, Selahaddin Eyyübi Mahallesi’ndeki 5 katlı apartmanda meydana geldi. Ailesiyle 4’üncü katta oturan Merve Ağırbaş, balkonun camlarını sildiği sırada dengesini kaybederek, zemine düştü. Çevredekilerin ihbarıyla gelen sağlık ekipleri, ağır yaralanan Merve’yi ilk müdahalenin ardından ambulansla Bingöl Devlet Hastanesi’ne götürdü. Acil serviste tedaviye alınan genç kızın sağlık durumunun kritik olduğu ve Elazığ Fırat Üniversitesi Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenildi. Merve Ağırbaş’ın balkondan düşme anı, cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

—————-Merve’nin cam balkonu silmesiMerve’nin balkondan düşme anıGenel ve detay görüntüler

Haber: Aziz ÖNAL-Kamera: BİNGÖL,

=============================

Buca’da 400 kilo kaçak et ve sakatat geçirildi

İZMİR’in Buca ilçesinde, sağlıksız koşullarda kaçak kesim yapılarak piyasaya sürülmek üzere hazırlanan 20 küçükbaş hayvan karkası ve sakatatı ele geçirildi. Ekipler, yaklaşık 400 kiloyu bulan hayvan eti ve sakatatlarını imha ederken; İşletme hakkında yasal işlem başlattı.Buca Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Dumlupınar Mahallesinde faaliyet gösteren bir işletmede kaçak kesim yaptığını öğrenince harekete geçti. İşyerine operasyon yapan ekipler, 20 küçükbaş hayvan karkası ve sakatatları ele geçirdi. Ekipler, insan sağlığını hiçe sayarak mühürsüz, veteriner sağlık raporu ve dezenfekte belgesi olmadan kesim yapan işletme hakkında yasal işlem uyguladı. Ekipler, yaklaşık 400 kiloyu bulan hayvan eti ve sakatatı imha etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: —————-Kesimhanelerden görnütüKasalardaki kaçak et ve sakatatlardan görüntüEkiplerin ürünlerin toplaması ve götürülmesiGenel ve Detay görüntü

Haber: Kadir ÖZEN- Kamera: İZMİR,

=========================

Kazayla arkadaşını öldürdü, tutuklandı

ADANA’da tabancayla oynarken, kazayla arkadaşı Onur Güç’ü (26) vuran Resul Ç. (20) tutuklandı.Olay, 31 Ağustos’ta Seyhan ilçesi Narlıca Mahallesi’nde meydana geldi. Onur Güç ve arkadaşı Resul Ç. (20), gece evlerinin yakınındaki sokakta oturup sohbet etti. Belindeki ruhsatsız tabancayı çıkartıp, oymaya başladığı öne sürülen Resul Ç. kazara tetiği çekip, silahı ateşledi. Tabancadan çıkan kurşun, arkadaşı Onur Güç’ün sağ koltukaltına isabet etti. Yere yığılan Güç, komşuları tarafından yakındaki bir özel hastaneye kaldırıldı. Burada ilk müdahalesi yapılan yaralı daha sonra ambulans ile Adana Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan Güç, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Polise teslim olan Resul Ç. emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————–Ambulansın hastahaneye gelişi Ambulanstan sedyeyle hastaneye taşınması Şüphelilerin soğlık kontrolüne getirilmesi

Haber-Kamera: ADANA,

==========================

Konya’da bisiklet tramvayı raylarda

KONYA’da bisiklet tramvayı ve bisiklet aparatlı otobüs dönemi başladı. 550 kilometreyle Türkiye’nin en uzun bisiklet yolu ağına sahip olan Konya’da Büyükşehir Belediyesi, şehrin yıllarca ulaşım yükünü çeken nostaljik tramvaylardan birini bisiklet tramvayına dönüştürülerek bisiklet kullanıcılarının hizmetine sundu. Konya Büyükşehir Belediyesi yine Türkiye’ye örnek olacak bir çalışmayı daha gerçekleştirerek ilk etapta 50 otobüse bisiklet aparatları monte ettirdi. Bisiklet aparatlı otobüslerde de bisiklet kullanan vatandaşlar bisikletlerini otobüsün arkasındaki aparatlara asarak yolculuk yapabiliyor. Konya’da bisiklet kullanıcıları özellikle uzun mesafelere varmak veya soğuk havalarda uzun süre bisikletiyle bir noktadan diğer bir noktaya ulaşmak için artık bisiklet tramvayı ve bisiklet aparatlı otobüsleri tercih edebilecek. Büyükşehir Belediyesi şehir içi ulaşımda 1992’den 2015 yılına kadar Konyalı vatandaşlara hizmet veren emektar tramvaylardan birini bisiklet tramvayına dönüştürdü.  Bazı ülkelerde yolcuların seyahat ettiği tramvaylara bisiklet ile binilebiliyorken, sadece bisiklet kullanıcılarına özel olarak hizmete sunulan bisiklet tramvayı ise bu yönüyle Konya’yı diğerlerinden farklı kılıyor.Özellikle pandemi sürecinde bisiklet kullanımının öneminin anlaşıldığını belirten Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Konya’nın bir bisiklet şehri olması adına bugüne kadar çok önemli projeleri hayata geçirdik. Konya, 550 kilometrelik bisiklet yoluyla Türkiye’nin en uzun bisiklet yoluna sahip ilidir. Bugün itibariyle de yeni projeleri hayata geçirmek için çalışma yapıyoruz. İnşallah 2023 yılına kadar 84 kilometre daha ilave bisiklet yolu inşa edeceğiz. Konya, Türkiye’nin önemli bisiklet şehridir. Bugünden sonra da bunun daha çok vurgulanması için çalışmalar ve projeler hayata geçecek. Özellikle bisiklet otoparkları konusunda ciddi bir çalışma yürütüyoruzö dedi.Bir tramvayın sadece bisikletlere tahsis edildiğini belirten Altay,  şunları söyledi: “Bugün çok önemli bir proje hayata geçiyor. Türkiye’de ilk kez bir tramvayda, toplu ulaşım aracında bisikletinizle birlikte seyahat edebileceksiniz. Bir tramvayımızı sadece bisiklet tramvayı haline dönüştürdük. Artık Akıllı Toplu Ulaşım Sistemi’nde göreceğiniz sefer saatlerinde bisikletinizle birlikte durağa gelerek, bu tramvayımıza bineceksiniz, istediğiniz yere gideceksiniz. Bisikletinizle birlikte işlerinizi halledip sonra tramvayla tekrar istediğiniz durağa geri gelebileceksiniz. Türkiye’de örnek bir uygulamayı daha hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu hem bisiklet kullanıcılarımız için yeni bir başlangıç olacak hem de şehirde önemli bir farkındalık çalışması olacak. Çünkü bu tramvay sürekli olarak, bir ring halinde şehirde bisiklet tramvayı olarak seyahatini sürdürecek. Şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye’de bisikletin tüm şehirlerimizde aktif kullanılmasını temenni ediyoruz. Bunun için Konya Büyükşehir Belediyesi olarak öncü ve önder olmaya devam edeceğiz.ö21 BİSİKLET  TAŞINABİLİYORTramvayın bisiklet tramvayına dönüştürülmesi için bir takım revizyonlar yapıldı. Bu kapsamda nostaljik tramvayın çiftli koltukları sökülerek yerlerine bisiklet sabitleme aparatları monte edildi. 21 bisikletin aynı anda tramvayda güvenli bir şekilde taşınabileceği aparatlar, el değmeden kullanılacak şekilde tasarlandı. Tramvaydaki basamaklara ise kapılar ile senkronize çalışan katlanabilir hidrolik rampa düzenekleri monte edildi. Böylece vatandaşlar bisikletleriyle duraklarda tramvaya kolayca inip binebiliyor. Alaaddin-Selçuk Üniversitesi tramvay hattında hizmet verecek tramvay, bisiklet yolları ile entegreli duraklarda yolcu alıp yolcu indirecek.OTOBÜSLER DE BİSİKLETLİ OLUYORToplu ulaşımda Türkiye’ye rol model olan Konya Büyükşehir Belediyesi, şehir içi ulaşımda kullanılan otobüsler için de bisikletli dönemin başlangıcını yaptı. Bisiklet kullanımının yaygınlaşması amacıyla otobüslerin arka kısmına bisiklet taşıma aparatları yerleştirildi. İlk etapta 50 otobüste uygulanmaya başlanan çalışma, yakın zamanda tüm otobüslerde hizmet verecek.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ ———————-Bisiklet Tramvayın şehirden geçişi-Türk bayraklı enstantane -Bisikletli başkanın bisikletiyle tramvaya binişi -Tramvay içinden detaylar-Bisiklet durağında bisikletli vatandaşın tramvay beklemesi-Vatandaşın tramvaya binişi bisikletlerini tramvay içinde park yerine koyması-Tramvayda bisiklet rampalarının duraklarda açılması ve kapanması-Tramvay durağından bisikletli vatandaşların bisikletleriyle yola çıkması-Tramvayın hareket halinde detayları-Tramvay içinden halk röportajları-Tramvayların gece  görüşleri Uğur İbrahim Altay, röp. 

Haber: KONYA

=========================

Sabaha kadar canla başla çalışıp yangını söndürdüler

BOLU’da, Karca Köyü Örencik Mahallesi’nde ormanlık alanda dün akşam çıkan yangın tamamen kontrol altına alınarak söndürüldü. Sabaha kadar canla başla çalışarak yangını söndüren Bolu Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri uyuyarak ve çimlere uzanarak yorgunluk attı.Yangın, dün akşam saat 19.30 sıralarında Bolu merkeze bağlı Karca Köyü Örencik Mahallesi’nde meydana geldi. Bilinmeyen nedenle çıkan yangında alevler kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı arazözlerle itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangın söndürme çalışmalarına köylüler de destek oldu. Yangın dün gece 01.00 sıralarında tamamen kontrol altına alındı. Bölgede sabah saatlerine kadar soğutma çalışması sürdü. 20 dönümlük alanın yandığı yangında soğutma çalışması da tamamlandı. Ekipler, gizli alevlenmeyi önlemek amacıyla bölgede bekleyişlerini sürdürüyor.CANLA BAŞLA ÇALIŞTILAR, YORGUNLUKLARINI UZANARAK ATTILARDün akşam saatlerinden itibaren sabaha kadar canla başla söndürme çalışmalarına katılan Bolu Orman Bölge Müdürlüğü personelleri ve itfaiye ekipleri yangının söndürülmesiyle yorgunluklarını uzanarak attı. Sabaha kadar uykusuz kalan bazı personeller ise bölgedeki yeşil alanlarda uyudu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Yanan alandan görüntüler-Dinlenen ekipler-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU, 

=========================

Yetiştirdiği akreplerin zehrini koronavirüs tedavisinde kullanmak istiyor

ŞANLIURFA’da 30 yıldır akrep yetiştiriciliğiyle uğraşan Ali Yılmaz, birçok hastalığa karşı şifa olan akrep zehrinin, koronavirüse karşı etkili olup olmadığına yönelik bilim insanlarının araştırma yapması gerektiğini belirterek, akrep zehrinde bulunan 150 farklı proteinin, koronavirüs tedavisinde ilaç olarak kullanılabileceğini öne sürdü. Yılmaz, bunun için yapılacak her türlü çalışmaya destek verebileceğini de sözlerine ekledi.Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesine bağlı Kısas Mahallesi’nde yaşayan Ali Yılmaz, 30 yıldır her insanın korkup çekindiği akreplerle bir arada yaşıyor. Çocukken kendisini akrep sokan ve bundan sonra akrepleri araştırmaya başlayan Yılmaz, merakını mesleğe dönüştürdü. Uzun yıllar uğraştığı akrep işini büyüten Yılmaz, evinin altında bulunan depoyu, akrep zehri üretim tesisine dönüştürdü. Türkiye’de sadece Şanlıurfa’da bulunan ve zehrinden serum elde edilen Androctonus Crassicauda türü akrepleri beslediğini belirten Yılmaz, birkaç kez akreplerin kendisini sokması üzerine vücudunun bağışıklık kazandığını söyledi. Bilim insanlarına çağrıda bulunan Yılmaz, akrep zehrinde bulunan 150 farklı proteinin, koronavirüs tedavisinde ilaç olarak kullanılabileceğini öne sürerek, bunun için yapılacak her türlü çalışmaya destek verebileceğini ifade etti. ‘AKREP ZEHRİ BİRÇOK HASTALIĞIN İLACI’Emes, beyin tümürü, kanser gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılan akrep zehrinden yapılan sıvının üretilmesine ön ayak olduklarını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti: “Burada yetiştirdiğimiz akrepleri, anlaşmalı olduğumuz firmalara götürüp, satışını yapıyoruz. Akreplere 12 volt elektrik vererek zehrini alabiliyoruz. Bu zehir; akrep, yılan sokmalarına karşı panzehir oluyor. Ayrıca birçok hastalığın ilacında kullanılıyor. Dünyanın birçok ülkesinden talep geliyor. Geçenlerde beni İtalya’dan arayıp akrep zehrinin koronavirüse karşı bir etkisinin olup olmadığına dair Türkiye’de bir çalışma yürütülüp, yürütülmediğini sordular. Ben de ‘Maalesef böyle bir çalışma yürütülmüyor’ dedim. Şimdiye kadar Almanya, İtalya ve Fransa gibi birçok ülkeye ihraç ettik. Küçükken bir akrebin beni sokmasıyla başlayan süreç, bugün buralara geldi. Her akrepten 15 gün içerisinde bir susam tanesi kadar zehir elde ediyoruz.”‘KORONA İLACI İÇİN DESTEK VERİRİM’Akrep zehrine yurt ve yurt dışından talep olduğunu aktaran Yılmaz, “Bu konuda genelde kendi ülkemizin taleplerini karşılamaya çalışıyoruz. Bize iyi bir gelir sağlıyor. Yapılan bilimsel araştırmalarda akrebin 1 damla zehrinde, yaklaşık 150 protein olduğu söyleniyor. Bu proteinlerin genelde antibiyotik olarak kullanıldığı da bilimsel çalışmalarda tespit edilmiş. Bütün dünyayı kasıp kavurmuş olan bu koronavirüs salgını için yapılacak akrep ile ilgili çalışmalarda ülkeme, istediği desteği sağlarım. Bilim insanları bu konuda araştırma yapmalıdır” dedi.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR Ömer ŞULUL/ŞANLIURFA,  

============================

==========================

Demre’de, denizdeki yaralı caretta caretta kurtarıldı

Antalya’nın Demre ilçesinde, denizde yaralı bulunan caretta caretta kurtarılarak, tedavisi için Muğla’ya gönderildi. Yat motorunun pervanesinin çarpması sonucu üst bölgesindeki kabuklarının parçalandığı tespit edilen caretta caretta tedaviye alındı.Demre ilçesinde, dün akşam Kekova turundan dönen yat kaptanı Osman Cengiz, denizde yaralı kaplumbağa gördü. Osman Cengiz bunun üzerine Çayağzı’ndaki doğa gönüllüsü Osman Keskin’e haber verdi. Osman Cengiz teknesiyle Osman Keskin’i alarak yaralı deniz kaplumbağasının bulunduğu bölgeye gitti. İki arkadaş yaralı deniz kaplumbağasını tekneye alarak Demre’nin Çayağzı Limanı’ndan karaya çıkardı. Daha sonra durum, Demre sahillerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ve merkezi Antalya’da bulunan Likya Doğa Sporları Derneği (LİDOKS) adına caretta carettaları gözlemleyen ekibin başındaki Enes Kardaş’a haber verildi.Enes Kardaş, Çayağzı Limanı’na gelerek yaralı deniz kaplumbağasını teslim aldı. Yaralı kaplumbağanın 15- 20 yaşında, 35- 40 kilogram ağırlığında, yaklaşık 35 santim boyunda genç bir yavru caretta caretta olduğu belirlendi. Bir yat motorunun pervanesinin çarpması sonucu, üst bölgesindeki kabuklarının parçalandığı tespit edildi. Enes Kardaş, durumu Doğa Korumu ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Finike Milli Parklar Şefliği’ne haber verdi. Finike’den gelen 2 kişilik ekip, yaralı caretta carettayı alarak, tedavi için Muğla’da bulunan Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’ne (DEKAMER) götürdü.Osman Keskin, “Tekneci Osman Cengiz abimiz denizin ortasında caretta carettayı buldu. Bana haber verdi. Beraber buraya kadar getirdik. Buradan da gönüllülere haber verdik. Onlar da hastaneye ulaştı. Hastanede tedavisine devam edilecek” dedi.LİDOKS gönüllüsü Enes Kardaş, “Gönüllü ekibimizle birlikte caretta carettayı teslim aldık. Sırt bölgesinde pervaneden oluşan ağır bir yara izi var. Tekneci arkadaşlara sesleniyorum. Caretta carettayı beslemeyin, kendi doğal ortamında beslensin. Caretta caretta buraya alıştığı için limanın etrafında sürekli dolaşıyor. Burada gezen jet skiler caretta carettalara ağır zarar veriyor. Caretta carettaların çok önemli üreme alanları Antalya’da bulunuyor. Antalya bölgesinde bir tedavi merkezi kurulmalı” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Yaralı carettanın yatarken görüntüleriGönüllülerin serinletmesiYaralı bölümüDeğişik açılardan görüntüleriTaşınmasıRöportajlar 

HABER- KAMERA: Ahmet ACAR/DEMRE (Antalya),

=========================

İşkence sonucu ölen Özge’nin annesi: Dayaktan felç kalan kızımı 4 ay bir odaya kilitlemişler

BALIKESİR’in Sındırgı ilçesindeki bir evde, ailesi tarafından darbedilip vücudunda sigara söndürülerek işkence edilmiş halde bulunduktan 10 gün sonra hayatını kaybeden Özge Sevinç’in (27) ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada baba Ali Aktaş ile anne Gülfer Aktaş, şikayetçi oldu. Yaşadıkları Kütahya’dan Sındırgı’ya gelerek, soruşturma savcısına yaşanılanları anlatan çift, Özge’nin kandırılıp, kaçırıldığını ardından yaşlı bir kişiyle evlendirildiğini, gördüğü işkence nedeniyle felç kaldığını ve 4 ay boyunca bir odaya kilitlendiğini ileri sürdü. Anne Gülfer Aktaş, “Kızımı odunla, sopayla dövmüşler. Vücuduna sigara basıp, boğazını sıkmışlar. Benim çocuğum çok acı çekip, öldü. Su bile içemeden öldü. Yaşadıklarını ölmeden önce bize anlattı. Elimizde görüntüler var” dedi. Balıkesir’in Sındırgı ilçesindeki bir evde, 13 Temmuz günü, yarı baygın halde bulunan ve darbedilip, kollarında sigara söndürüldüğü ortaya çıkan Özge Sevinç (27), hastanedeki tedavisinin ardından götürüldüğü Kütahya’nın Simav ilçesi Karapınar köyündeki babaevinde23 Temmuz günü, yaşamını yitirdi. Genç kadının anne-babası kızlarının işkenceyle öldürülmesiyle ilgili Simav Cumhuriyet Savcılığı’na şikayetçi oldu. Savcılık, dosyayı yetkisizlik kararı ile Sındırga Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdi. Sevinç’in babası Ali Aktaş ile annesi Gülfer Aktaş, yaşadıkları Simav’dan Sındırga’ya giderek, savcılığa şikayetçi olarak ifade verdi.’KIZIMI KANDIRIP KAÇIRMIŞLAR’Baba Ali Aktaş, 2 çocuk annesi kızının Akhisar Zeytinliova’da yaşayan İ.U. ile evliyken Cihan B. tarafından kandırılarak Sındırga’ya götürüldüğünü anlatarak, “Kızım küçük yaşta geçirdiği havale nedeniye biraz saftı.İlk eşiyle evliyken, olaydan 3 yıl önce Cihan B., kandırıp, Sındırgı’ya götürüyor. Daha sonra Cihan denilen kişi başka bir nedenle hapse giriyor. Kızımın yanına gittim, Ahmet S. isimli kişi sürekli evdeydi. Cihan B.’nin annesi Elif B.’ye ‘Dünür bu adam 60-70 yaşlarında, 24 saat evde ne yapıyor?’ diye sordum. Dostları olduğunu ve kendilerine yardım ettiğini söyledi. Cihan B. hapse girince kızım yanımıza dönmek istiyor ancak Elif B. kızımı dövüp, nisan ayında Ahmet S. ile evlendiriyor. Bizim sonradan haberimiz oldu. Kızımıza ulaşmak istediğimiz de bize, ‘Görüşmek istemiyor’ diyorlardı. Tüm bu yaşananlar dört ay içinde olduö dedi.Anne Gülfer Aktaş ise şunları anlattı: “Kızım ayrılmak isteyince Ahmet S. kızımı dövüyor, kızım felç geçiriyor. Kızıma telefonla ulaştım, ‘Anne konuşamayacağım, çok hastayım’ dedi. Geçişler serbest kalınca, yanına gittim.Kızımın Ayşe ve Cengiz adlı 2 kişi tarafından Yılmaz A.’nın evine götürüldüğünü öğrendim. O eve gidip, kızımı götürmek istedim. Bana, ‘Gelmeyeceğim’ dedi. Ertesi gün tekrar gittim. Baygın haldeki kızımı ambulansla hastaneye getirdim. Kızım darbedildiğini söylemesine rağmen ifadesini alınmadı. ‘Balıkesir’e gidin’ dediler. Merhem ve ağrı kesici verip taburcu ettiler. Köye geldik çocuğum 2 gün sonra vefat etti.ö’ÇOCUĞUMA SAHİP ÇIKIN, KİMSEYE VERMEYİN’ DEDİAnne Gülfer Aktaş, “Kızımı odunla, sopayla dövmüşler. Sigara basıp, boğazını sıkmışlar. Çocuğunu evlatlık vermek istemişler. Bunların hepsini ölmeden önce bize anlattı. Elimizde görüntüler var. Bunları da mahkemeye sunacağız. Bizim isteğimiz bu kişilerin cezalarını çekmeleri. Benim evde 1 yaşında torunum var. Benim çocuğum çok acı çekip, öldü. Su bile içemeden öldü. Boğazından su geçmiyordu. Bir kere kiraz götürmeye gittik; ‘Balıkesir’de hastanede’ dediler, görüştürmediler. Sonra bize, kilitli odada olduğunu söyledi. Dört ay kilitli odada tutmuşlar. Kızım bize ilk eşinden olan oğlunun babasının yanında kalmaya devam etmesini söyledi. Ancak kızını Cihan ve Elif B.’ye bırakmamamı, ona da zarar vereceklerini söyledi. ‘Anne benim çocuğuma sahip çıkın, kimseye vermeyin’ dedi. Çocuğumuzun vasiyetine saygı duyuyorum. Torunum bana ‘anne’ diyor. Onu bırakmayacağım, o benim Özgem. Onlar benim kızımı yaktı, Allah’ta onları yaksınö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Ali ve Gülfer Aktaş çiftinin Adliyeye giriş ve çıkışlarından görüntüAli Aktaş ile röp.Gülfer Aktaş ile röp. 

Haber-Kamera: Fatih Emrah ERDOĞAN/SINDIRGI (Balıkesir),  

=========================

Patates böceğine ‘paniğe gerek yok’ uyarısı

RİZE’de vampir kelebek nedeniyle ürün alamamaktan şikayet eden üreticiler, şimdi de bahçelerinde yeni karşılaştıkları ‘patates böceği’nden endişe yaşıyor. Uzmanlar, kentin bazı yerlerinde rastlanan ve üreticiyi endişelendiren böcek türü için ‘Paniğe gerek yok, kimyasal mücadele mümkün’ dedi.Rize’de bazı yerlerde görülen patates böceği üreticiyi tedirgin ediyor. Vampir kelebek sorunu nedeniyle son yıllarda ektikleri ürünleri hasat edemeyen üreticiler, karşılaştıkları bu böcek türünden de endişe yaşıyor. Patatesin yoğun olarak üretildiği bölgelerde rastlanılan ve geliştirilen yöntemlerle bahçede yok edilen patates böceğini, Rize’de özellikle patlıcan fidanlarına dadanıyor. Bitkinin zamanla yapraklarını yiyen ve kurumasına sebep olan bu böcek türü için uzmanlar “Paniğe gerek yok” diyor.Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Akıner “Patates böceği zaten Türkiye’de yıllardır olan bir böcek. Son dönemde bu bölgede görülmesi ile beraber vatandaşların birkaç noktada şikayeti olduğu yönünde duyumlar var. Ancak bölgemizde etkili olan yalancı kelebek gibi bir durum söz konusu değil. Patates böceği ile patates ekiminin yoğun olduğu yerlerde hem mekanik hem kimyasal mücadele yapılıyor” dedi.’ÇÖZÜMÜ OLMAYAN BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYA DEĞİLİZ’Doç. Dr. Mustafa Akıner “Vatandaşlar tabii ki bölgedeki yabancı kelebekteki sıkıntıdan dolayı ‘aynı sorunla karşı karşıya kalırız’ diye bu böceği gördüklerinde de endişe duydular. Ancak çözümü olmayan ya da bölgeyi tamamen istila edebilecek bir böcek türü değil. Yoğunluklu olarak patates ve patlıcan bitkilerinde görülüyor yapraklarını yiyerek besleniyor. Bitkinin zayıf düşmesine sebep oluyor. Hasat kaybı yaşanıyor. İklim değişikliği ile birlikte pek çok böcek türünün, var olmadığı alanlarda yaşaması ve seviyelerini arttırması söz konusu. Vatandaşların bu durumda yapabileceği şey önlem almak. Bu böcekleri toplayarak imha etmek, çeşitli ilaçlama yöntemleri ile mücadele sağlanabilir. Bu böcekle yoğun olarak karşılaşılan diğer bölgelerde tüm mücadele şekilleri geliştirildi. Karadeniz Bölgesi’nde şu ana kadar böyle bir sorunla karşılaşılmadığı için buradaki vatandaş biraz daha tedirgin. Ancak çözümü olmayan bir durumla karşı karşıya değiliz. Paniğe gerek yok” ifadelerini kullandı.’ÖNCE KELEBEK ŞİMDİ BU, BAHÇEDE ÜRÜN KALMADI’Bahçelerinde patates böceği ile karşılaşan üreticilerden Naziye Ketenci “Bahçelerimizde biz sebze ekiyoruz ama o kadar çok böcek oluyor ki yiyemiyoruz, bitkiler kuruyup kalıyor verim alamıyoruz. Boşu boşuna o kadar uğraşıyoruz çalışıyoruz ortada hiçbir şey yok. Geçen sene kelebek vardı bu sene de bu patates böceği ile uğraşıyoruz. Bulduğumu ezerek öldürüyorum maalesefö dedi. Ferhat Ketenci “Bu yeni böceği özellikle patlıcanlar da görüyoruz, bitkinin yapraklarını yiyor, suyunu emiyor ve kurumasına neden oluyor. Yalancı kelebek bir taraftan, bu böcek bir taraftan, bir de kokan bir böcek var. Ektiğimiz bütün ürünler tehdit altında, hiçbir şeyi eve götüremiyoruz. Değişik değişik böcekler var bir önlem alınmasını istiyoruz” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Bahçeden detaylar-Sebzelerdeki patates böceği-Bahçesine bakan üretici-Röportajlar-Doç. Dr. Mustafa Akıner ile röportaj

HABER: Arzu ERBAŞ – KAMERA: Doğancan İLEK/ RİZE  

=========================

=========================

Annesini, babasını ve eniştesini koronavirüsten kaybeden iş insanı yaşadıklarını anlattı

DENİZLİ’de, koronavirüs salgını nedeniyle iki hafta içinde babasını, annesini ve eniştesini kaybeden, kendisi de bir hafta tedavi gören iş insanı 58 yaşındaki Nejat Küçüker, yaşadıklarını anlattı. Odada yatarken, ailesinden 3 kişinin ölümünün ardından “Sıra bende mi” diye düşündüğünü belirten Küçüker, “Çevrilen bir film sahnesini atlamış gibiyim. Gözümü açıp kapayıncaya kadar sanki olaylar bir çırpıda geçti. Şaka gibi geliyordu” dedi.Pamukkale ilçesi Akhan Mahallesinde kardeşi Mustafa Küçüker ile birlikte bin 50 kişinin çalıştığı tekstil fabrikasının sahibi olan Nejat Küçüker, koronavirüs salgını nedeniyle önce eniştesi Taşdan Kardaşlar’ı ardından tekstil sanayisinin duayen isimlerinden olan babası Besalet Küçüker’i (82), son olarak annesi Nezahat Küçüker’i (80) kaybetti. Koronvirüs testleri pozitif çıkan 3 kişi, tedavi gördükleri hastanelerde 2 hafta içinde yaşamını yitirdi. Testi pozitif çıkan ve belirtileri yüksek ateşle başlayan Nejat Küçüker de, Pamukkale Üniversitesi Hastanesinde 1 hafta tedavi gördü. Plazma tedavisi uygulanan Küçüker, virüsü yenip sağlığına kavuştuktan sonra hastaneden taburcu oldu.Hastanede koronavirüs tedavisinde yaşadığı süreci anlatan Nejat Küçüker, “Ailemizden 3 kişiyi kaybettik, her şey film şeridi gibi geçti” dedi. Koronavirüs haberlerinin yayılmaya başladığında, ilk olarak ablası ve eniştesinin hastalığa yakalanıp, hastaneye kaldırıldığını belirten Küçüker, “Biz hala tam olarak neyin içinde olduğumuzun farkında değildik. Teşhis konuldu, hastaneye yattılar. Daha sonra annem ve babama da teşhis kondu. Eniştemizi kaybettik, ailemizin bakıcısı olan kadın da vardı. O iyileşti. Daha sonra ablam yoğun bakıma kaldırıldı, sonra çıktı, kurtuldu. Arkasından annem ve babam hastaneyken, bende belirtiler ateş olarak çıktı. Yapılan test pozitif çıktı. Hastaneye yatmadan bir gün önce babam öldü. Tedavi süresinde annemin de öldüğünü öğrendim. Bazı şeyleri gecikmeli bana söylediler. Tedavi sürecini çok ağır geçirmedim tam zamanında tedaviye başladım” dedi.”ODANIZIN KAPISINDA KOVİT 19 İŞARETİ VAR, ÖLÜM ODASI GİBİ”Hastane bir hafta tedavi gören Küçüker, yaşadıklarını çevrilen bir film sahnesini atlamış gibi hissettiğini ifade ederek, “Bütün yaşadıklarım sanki gözümü açıp kapayınca kadar bir çırpıda geçti. Hastanede yattığım odanın kapısında kovid işareti var. Bir yerde de ölüm odası olarak da adlandırabilirsiniz. Hemşireler doktorlar hızlı bir şekilde gelip gidiyorlar. Çok haklılar çünkü virüs dolu bir odaya giriyorlar. O dönem için çok korkunç bir atmosferdi. Beni tedavi eden hocanın plazma verirken, yakınıma geldiğinde giydiği kıyafetleri gördüğümde, terlemesini gördüğümde kadar sıkıcı bir durum olduğu gördüm. Bunları yaşamazsanız bir anlamı yok” dedi. Tedavi gördüğü hastanede sağlık çalışanlarının sayesinde çok sayıda kişinin iyileştiğini belirten Küçüker, “Sağlık çalışanlarının yaptığı büyük fedakarlık ve kahramanlıktır. Onların sayesinde bir çok hasta iyileşti. İyileşemeyen hasta sayısı ilk başlangıçta yüksekti. Tedavi bilinemiyordu. Onların hakları ödenmez. Bizde haberlerde seyrederken, dışarıdan bakınca algılayamıyorduk, anlamıyorduk. İşin içine girince durum tamamen farklı, herkesin yatıp kalkıp sağlık görevlilerine dua etmesi lazım, yardımcı olması lazım” dedi.”ŞAKA GİBİ AMA GERÇEK BİR SÜREÇ YAŞADIK”Şu andaki sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Küçüker, “Hastanede tedavi bittikten sonra evde karantinaya girdim. Durumunu şu anda çok iyi, psikolojik tarafı da var bunun. Aradan 4 ay geçti hala annemin babamın eniştemin neden öldüğünü biliyoruz ama süreç o kadar hızlı geçti ki, işin tam ayrımında değilim. Şaka gibi bir süreç maalesef ama gerçek bir süreç. Aslında hastalığı önlemek zor değil, 4 temel kurala uyulursa, yakalanmamak mümkün. Maske, mesafe, el hijyeni ve insanlarla bir araya gelmemek gerek. Bunlara uyulursa hastalığı yüzde 99 oranında önleyecek önlemler. Özellikle bayrama kadar iyi yönetilen süreç bayramdan sonra seyahat kısıtlamasından çıkılması, asker uğurlamaları, halkımızın da karantina şartlarına uymamaları nedeniyle yayıldı. Vakalar çok artı” dedi.Annesini, babasını ve eniştesini koronavirüse kurban veren Küçüker, “Hastanede bana plazma tedavisi uygulandı. Bende iyileştikten sonra 3 kez plazma bağışladım. Hatta Kızılay’ı fabrikaya davet ettik ve kan bağışında bulunduk. Plazma olayı çok önemli, tedavide etkisi var. Benden  alınan plazmalarda kullanılmış faydalı olmuştur inşallah. Faydalı olan herkesin plazma vermesi gerek. Hastanede yatarken, insan ne düşüneceği bilmiyor. Herhalde sıra bende diye düşündüm. Ben şanslıydım, tedavi oldum. Olamayanlarda vardı. İlk dönemlerde tam bilinmiyordu. Yaşayacak ömrüm varmış ki kurtuldum. Hatırlamak istemediğim, hayatımın bir bölümü, hızlı bir şekilde geçti” diye konuştu.Yaşadıkları süreç nedeniyle fabrikada işçilere ve ailelerine yönelik koronavirüsten korunma yollarını anlatmak istediklerini söyleyen Nejat Küçüker’in kardeşi Mustafa Küçüker ise, “Süreci en ağır atlatan aile olarak 3 kayıp verdik. Artan vakaları göz önüne alarak bizdde bin 50 kişinin çalıştığı fabrikamızda önlemlerimizi artırdık. Ağabeyimi tedavi eden doktor fabrikada işçilere koronaviristen korunma ve alınacak önlemleri anlattı” diye konuştu.Öte yandan Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Göksel Altınışık, Küçüker ailesine ait fabrikada işçilere virüsten korunma yöntemlerini anlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Fabrikada işçilerden detay-Doktorun önlemleri anlatması-Nejat Küçüker ile röportaj-Mustafa Küçüker ile röportaj

Haber-Kamera: Ramazan ÇETİN/DENİZLİ,

=========================

Kayalıklardan düşen çoban askeri helikopterle kurtarıldı

Bursa’da, ormanlık alanda koyunlarını otlatırken kayalıklardan düşen Adnan Acar (52), arama kurtarma ekiplerince 10 saat sonra askeri helikopterle kurtarıldı. Bursa’nın İnegöl ilçesi kırsal Dipsizgöl Mahallesi’nde çobanlık yapan Adnan Acar, saat 17: 00 sıralarında koyun sürüsünü otlatmak için ormanlık alana gitti. Sarp kayalıkların bulunduğu Allıkaya mevkinde yürürken dengesini kaybeden Acar, 15 metre yükseklikten aşağı düştü. Ağır yaralanan Acar, telefonuyla yakınlarını arayarak yardım istedi. Yakınlarının ihbarı üzerine olay yerine Jandarma, 112, AFAD, UMKE, ve Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.ASKERİ HELİKOPTER KURTARDIEkipler, kayalıklar nedeniyle ağır yaralı Adnan Acar’a ulaşmak için 3 kilometre boyunca yürüdükten sonra, Acar’ı tahta sedyeye bağlayarak kurtarmak için seferber oldu. Helikopter desteği isteyen ekipler, saat 03.00 sıralarında Ankara’dan gelen askeri helikopterle, Adnan Acar’ı kurtardı. Olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından helikopterle Yenişehir ilçesine getirilen Acar, oradan da ambulansla Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.Tedavisi devam eden Adnan Acar’ın, yoğun bakımda tedavisinin devam ettiği belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————————Yaralıya müdahale edilmesi-Askeri helikopterin geliş anı-Genel detaylar

Haber-Kamera: Yavuz YILMAZ/İNEGÖL, (Bursa),  

=========================

=========================

Dünyadaki cennetin adı; Kekova

ANTALYA’nın Demre ilçesinde bulunan tarih, deniz ve doğanın içi içe olduğu dünya cenneti Kekova, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Ünlü yazar Falih Rıfkı Atay’ın ‘Bizim Akdeniz’ adlı kitabında, ‘Bu dünyada cennet varsa, o da Antalya’dan Fethiye’ye kadar olan Akdeniz kıyılarıdır. Ama rivayet odur ki o cennet Kekova’dır” diye tanımladığı Kekova, bünyesinde barındırdığı doğal ve tarihi güzelliklerle her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Tarih, deniz ve doğanın içi içe olduğu bir cennet olarak adlandırılan Kekova’nın merkezi Demre’ye bağlı Üçağız Mahallesi, geçmişte Rum balıkçı köyü olarak biliniyor. Doğal bir liman olan koyda kurulu, her yeri tarihi kalıntılarla dolu, birinci derecede doğal ve tarihi sit alanı olan Üçağız’da yapılaşma yasak. Özellikle kıyısındaki nekropol, içindeki Likya lahitleri, taş evleriyle tam bir tatil yeri olan Üçağız, yat turlarıyla gezilebiliyor. Likya Birliği’nin küçük kentlerinden biri olan Theimussa Antik Kenti ile iç içe olan Üçağız, Kekova bölgesinde karayoluyla ulaşılan tek yer.SABAHLARI SADECE KUŞ SESİ, DENİZ SESİYLE UYANIYORLARÜçağız Mahallesi’ne bağlı, tarihi adıyla Simena Antik Kenti, bugünkü adıyla Kaleköy ise bölgenin en ilgi çeken yeri. Eski bir Rum balıkçı köyü olan Kaleköy, Türkiye’de karada olup da karayolu ulaşımı olmayan ender yerleşim yerlerinden biri. Antalya ve Ege’den mavi yolculuğa çıkan Akdeniz tutkunlarının, Demre’nin Çayağzı Limanı’ndan, Üçağız Mahallesi’nden ve Kaş’tan günübirlik yat turuna çıkanların uğrak yeri olan Kaleköy tarihle iç içe yapısıyla hayran bırakıyor. Buradaki az sayıda pansiyonlarda tatil yapanlar, sabahları sadece kuş ve deniz sesiyle uyanıyor. Denizden gelenleri bir kartal yuvasını andıran, tarihi MÖ 4. yüzyıla kadar dayanan Simena Kalesi karşılıyor.Antik eserlerin ve taş evlerin arasından tırmanarak, 400 metre yüksekliğindeki Simena Kalesi’ne çıkanlar etraftaki muhteşem manzarayı izleyebiliyor. Kalenin içinde Türkiye’deki en küçük Roma amfitiyatrosu yer alıyor. Kalenin doruğunda iş insanı Rahmi Koç’un katkıları ile çıkarılan Osmanlı topu tarihe tanıklık ediyor. Günümüze kadar gelmiş kalenin surları ise sağlam duruyor. Yukarı tırmanırken Kaleköy’ün üretken kadınları el işi yazmaları, doğal ürünleri satmak için çaba harcıyor. Kaleköy’e özgü keçi sütünden yapılan dondurma da satılıyor. Kaleköy’deki denizin içindeki Likya lahdi, Türkiye’nin turizmdeki tanıtım objesi olarak binlerce yıla tanıklık ediyor. Kalenin etrafındaki yüzlerce Likya lahdi de dimdik ayakta duruyor.YÜZLERCE AMFORAYI GÖRMEK MÜMKÜNKaleköy’ün tam karşısında yer alan Batık Kent, suyun içinde ve dışında yaşayan tarihle Kaleköy’e el sallıyor. Batık Kent’te suyun altında yatan bir tarih bulunuyor. Denizin sakin olduğu günlerde yatlarda bulunan aynalı bölümlerden suyun altında yüzlerce amforayı görmek mümkün. Batık Kent’te denizin içinde ve kıyısında yüzlerce tarihi dükkan ve konut bulunuyor.DENİZİN İÇİNE BATMIŞ DÜKKANLARKekova bölgesindeki her koy tam bir cennet olarak nitelendiriiyor. Ancak Kekova’nın Demre yönündeki Gökkaya Koyu ise doğal liman özelliği gösteriyor. Koyun yanındaki dağ keçilerinin ve Korsanlar Mağarası’nın bulunduğu Aşırlı Adası ise doğal zenginliği ile adeta büyülüyor. Kekova’daki Tersane Koyu, Aperlai Koyu ve Akvaryum Koyu tarihle denizin, tarihle doğanın buluştuğu enfes koylar. Tersane Koyu’nda denizin içine batmış dükkanlar bulunuyor. Yöre insanının rivayetine göre, Kekova’da bir gün geçirenin ömrü bir yıl uzuyor. Kekova bölgesine adını veren Kekova Adası ıssız ve yerleşimin olmadığı birinci derecede doğal ve tarihi sit alanı. Kekova bölgesi son yıllarda dalış tutkunlarının da uğrak yeri olmaya başladı. Su altında zengin bir tarih ve su altı canlılığı olan Kekova’da ayrıca birkaç batık da yer alıyor.Kekova’ya ulaşım Demre’nin Çayağzı Limanı, Üçağız Mahallesi’nden ve Kaş’tan teknelerle sağlanıyor. Kekova bölgesini normal zamanlarda yaklaşık 1 milyona yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği biliniyor.RUS TURİSTLER HAYRANKekova bölgesinin en önemli ziyaretçilerin Rus turistler bölgeye hayranlıklarını gizleyemiyor. Rus turistler, Kekova’nın çok güzel bir yer olduğunu, denizin ve havasının mükemmel olduğunu söylerken, “Burası çok güzel. Hava mükemmel, deniz ve güneş de” yorumunda bulunuyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Üçağız’dan drone görüntüsüKaleköy’den drone görüntüsüKaleköy’deki kalenin drone görüntüsüKaleköy’ün drone görüntüsüKaleköy’ün denizden görünüşüKaleköy’den görüntülerZiyarete gelen turistlerin görüntüsüDenizdeki Likya lahdi detayKaleköy’ün genel görünümüKaleye çıkan ziyaretçilerden detayAteş ölçümü yapılan turistlerin tekneye binmesiTeknedeki turistlerden görüntüBir turistin Türk ve Rus bayraklarını teknenin önünde dalgalandırmasıBatık Kent’ten görüntüTeknedeki turistlerin el sallaması detayRus turistlerin birlikte, “Türkiye çok güzel, Kekova çok güzel” diye seslenmesiTekneden inen turistlerden detayİki tane kadın Rus turistle röportajRus turistlerin birlikte “Merhaba Türkiye” ve “Türkiye çok güzel” diye seslenmesiTekne detayı

HABER- KAMERA: Ahmet ACAR/DEMRE (Antalya),

=========================

Düden Şelalesi ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi

ANTALYA kent merkezinde bulunan Düden Şelalesi, Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi.Turizm kenti Antalya’nın merkezinde bulunan, Kepez ilçesinden başlayıp Muratpaşa ilçesinde dökülen Düden Şelalesi ve Çayı, Doğal Sit Alanı statüsündeydi. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında Cumhurbaşkanı kararları olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararda, şelale ve çay ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi. Kararda şu ifadelere yer verildi: “Antalya ili, Kepez ve Muratpaşa ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Düden Şelalesi ve Çayı, Doğal Sit Alanının Koruma Statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, gösterilen alanların ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil ve ilan edilmesine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109’ncu maddesi gereğince karar verilmiştir.”

(ARŞİV GÖRÜNTÜLERLE)Semih ERSÖZLER/ANTALYA,  

==========================

Leyleklerin dikkat çeken vefası

DENİZLİ’nin Bozkurt ilçesinde, elektrik çarpması sonucu yaralanınca tedaviye alınan yavru leylekler, sağlıklarına kavuştukları merkezi ziyaret etmeleri dikkat çekti.Hasta, yaralı, kaza geçirmiş ve kötü muameleye maruz kalmış sokak hayvanlarının bakım ve tedavilerini yapmasının yanında vahşi doğaya da yardım elini uzatan Denizli Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Barınma ve Rehabilitasyon Merkezi, bir süre önce Bozkurt ilçesinin Cumalı Mahallesi’nde vatandaşlar tarafından yaralı halde bulunan 3 leyleğe sahip çıktı. Elektrik çarpması sonucu yaralandıkları belirtilen yaralı leylekler yaklaşık 1 ay boyunca tedavi edildi. Kendileri için ayrılan bölümde kanat egzersizleri de yaptırılarak sağlıklarına kavuşturuldu. Tedavileri tamamlanmasının ardından tekrar doğaya salınan leyleklerden 2’si, eşine az rastlanacak davranışta bulundu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü görevlilerinin bilezik takarak takibe aldığı leyleklerden 2’si, hemen hemen her gün sağlıklarına kavuştuğu tesisi ziyaret ederek kendilerini hayata döndüren çalışanlara adeta vefa örneği gösterdi.Sokak Hayvanları Barınma ve Rehabilitasyon Merkezi Veteriner Hekimi Elvan Alkaya, bu yıl çok sayıda yaralanan leyleği tedavi ettiklerini söyledi. Yaralı leyleklerin tedavisinin ardından doğal hayatlarına hazırlamak için tesiste özel bir alan da yaptıklarını ve onlara orada kanat egzersizleri yaptırdıklarını anlatan Alkaya, “Burada tedavisini tamamladığımız 2 leyleğimiz bizleri çok sevdi. Bu yavrular bizlere alıştı ve aileleri de olmadığı için bizi aileleri olarak görüyorlar. Leyleklerimizin tedavisi tamamlandığı halde her gün sabah mutlaka gelip merkezimizi ziyaret ediyorlar. Bu durum hayvanların ne kadar vefakar olduğunu gösteriyor” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: —————–Tedavisi yapılan leyleklerden detay-Tesisi ziyaret eden leyleklerden detay-Veteriner Elvan Alkaya’nın konuşması

Haber: Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ,  

==========================

Adana’da 13 yaşındaki kız, sosyal medya dolandırıcısına ailesinin altınlarını kaptırdı

ADANA’nın Kozan ilçesinde, sosyal medya üzerinden kendisini Turan Kemal olarak tanıtan kimliği belirsiz bir şüpheli, “Evinize 186 bin TL’lik haciz göndereceğim” diye korkuttuğu 13 yaşındaki D.D.’den, ailesine ait 5 çeyrek altın ile 2 bin TL dolandırdı. D.D.’nin hamallık yaparak geçimini sağlayan babası Cafer D., dolandırıcının yakalanmasını isteyerek gözyaşı döktü.Kozan ilçesindeki Hacıuşağı Mahallesi’nde ailesiyle yaşayan D.D.’ye sosyal medyadan “Evinize 186 bin TL’lik haciz göndereceğim” diye mesaj atan, Turan Kemal rumuzlu bir şüpheli, küçük kızdan para istedi. Ailesinin evde sakladığı 2 bin TL’yi ATM yoluyla şüphelinin hesaplarına gönderen D.D., şüphelinin tehdit ve korkutucu mesajlar atmaya devam etmesi üzerine evdeki 5 çeyrek altını da kuyumcuda bozdurduktan sonra şüphelinin banka hesaplarına gönderdi. Bir süre sonra dolandırıldığını anlayan D.D., ailesinin kendisine kızacağını düşünerek bir komşusunun yanına sığındı. GÖZYAŞI DÖKTÜ

İlçede hamallık yaparak geçimini sağlayan baba Cafer D. (42), kızından haber alamayınca polise kayıp başvurusunda bulundu. Belediye hoparlörlerinden küçük kızın ismi anons edilmesi üzerine komşusu Cafer D.’yi arayarak, kızın kendisine sığındığını anlattı. Daha sonra kızını alıp eve getiren baba Cafer D., polis merkezine giderek dolandırıcı hakkında şikayetçi oldu. Bütün birikiminin bir günde yok olduğunu belirten Cafer D., gözyaşı döktü. Cafer D., çocuklarının hareketlerini kontrol edebilmeleri için ailelere de uyarılarda bulundu. Cafer D., dolandırıcının bir an önce bulunması için yetkililerden yardım istedi.

Kaynak: DHA

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli
Yazarlar
Video
Galeri
Kütahya Tanıtım Portalı'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kütahya Tanıtım Portalı'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.